1138-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, cihadı amellerin en faziletlisi görüyoruz, biz de cihad etmiyelim mi?" Şu cevabı verdi: "Ancak, cihadın en efdal ve en güzeli hacc-ı mebrürdur. Sonra şehirde kalmaktır." Hz. Aişe der ki: "Bunu işittikten sonra haccı hiç bırakmadım."
Kaynak: Buhari, Hacc 4, Cezau's-Sayd 26, Cihad 1; Nesai, Hacc 4, (5, 113). "Sonra şehirde kalmak" cümlesi Buhari'de yok.)
Konu: Hac
1139-) Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Telbiyede bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç, sert toprak onunla birlikte telbiyede bulunmasın, bu iştirak (sağ ve solunu göstererek) şu ve şu istikamette arzın son hududuna kadar devam eder."
Kaynak: Tirmizi, Hacc 14, (828).
Konu: Hac
1140-) İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Haccla umrenin arasını birleştirin. Zira bunlar günahı, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi temizler."
Kaynak: Nesai, Menasik 6, (5,115); İbnu Mace, Menasik 3, (2886).
Konu: Hac
1141-) Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir umre, diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrûr'un karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!"
Kaynak: Buhari, Umre 1; Müslim, Hacc 437, (1349); Tirmizi,Hacc 90, (933); Nesai, Menasik 3, (5,112), 5, (5,115); İbnu Mace, Menasik 3, (2887); Muvatta, Hacc 65, (2, 346).
Konu: Hac
1142-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Beyt'i (Kabe-i Muazzama'yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur."
Kaynak: Tirmizi, Hacc 41, (866). Buradaki tavaftan maksad, şavtlar olmayıp, elli tam tavaftır.
Konu: Hac
1143-) Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, hacc veya umre için Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a (kadar) ihrama girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vazcib olur." -Ravi, Resûlullah'ın hangisini dediği hususunda şekke düştü "
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 9, (1741), İbnu Mace, Menasik 49, (3001-3002).
Konu: Hac
1144-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Ensar'dan Ümmü Sinan adındaki bir kadına: "Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu?" diye sordu. Kadın: "Ebu fülanın (kocasını kasteder) sadece iki sulama devesi var. Biriyle o ve oğlu haca gitti. Öbürü (ile de ben kaldım) arazimizi suluyor (um)" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Öyleyse Ramazan'da (yapacağın) umre, (kaçırdığın) bir haccın veya benimle (yapmış olacağın) bir haccın kazasıdır. Ramazan gelince umre yap. Zira Ramazan'daki bir umre hacca muadil olur."
Kaynak: Buhari, Umre 4, Cezau's-Sayd 26; Müslim, Hacc 222; Nisai, Sıyam 6, (4,130).
Konu: Hac
1145-) Ebu Bekr İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Bir kadın Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Ben haccetmek için hazırlık yapmıştım. Bana (bir mani) arız oldu ne yapayım?" "Ramazan'da umre yap, zira o ayda umre tıpkı hacc gibidir" buyurdu."
Kaynak: Muvatta, Hacc 66, (1, 347); Ebu Davud, Hacc 79, Tirmizi, Hacc 95, (939); Nesai, Sıyam 6, (4,130); İbnu Mace, Hacc (Menasik) 45, (2991-2995).
Konu: Hac
1146-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zira, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıl1arıyla, sınnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifa edin."
Kaynak: Tirmizi, Edahi 1, (1493); İbnu Mace, Edahi 3, (3126). Rezin şunu ilave etmiştir: "Kurban sahibine, hayvanın her bir tüyü için sevap vardır. "
Konu: Hac
1147-) Ebu Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Hangi hacc daha efdaldir?" diye sorulmuştu. "Yüksek sesle telbiye getirilip, kurban kesilerek yapılan hacc!" diye cevap verdi."
Kaynak: Tirmizi, Hacc 14, (827), Tefsir, Âl-i İmran (3001).
Konu: Hac
1148-) Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Küçüğün, büyüğün, zyıfın, kadının cihadı hacc ve umredir."
Kaynak: Nesai, Hacc 4, (5,114); İbnu Mace, Menasik 8, (2902).
Konu: Hac
1149-) Ebu Hüreyre hazretleri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize şöyle hitab etti: "Ey insanlar, size hacc farz kılınmıştır. Şu halde haccı eda edin!" Cemaatte bulunan bir adam: "Her sene mi, Ey Allah'ın Resûlü?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) cevap vermedi. Adam sorusunu üç kere tekrar etti. Bunun üzerine: "Ben sizi bıraktıkça siz de beni bırakın. (Madem ki sükût ettim, niye sormada ısrar ediyorsunuz?) Şayet (sorunuza) "Evet!" deseydim, her yıl haccetmek vacib oluverirdi ve buna güç yetiremezdiniz. Şunu bilin ki, sizden öncekileri helak eden şey, çok sual sormaları ve peygamberleri hakkında ihtilaflarıdır. Size bir iş emrettiğim zaman, bunu gücünüz yettiğince ifa edin, bir yasaklamada bulunduğum vakit de ondan kaçının (bu emir ve yasakla ilgili olarak aklınıza gelen her şeyi sormaya kalkmayın!)"
Kaynak: Buhari,İtisam 4; Müslim, Hacc 412, (1337), Fedail 130, (1337); Nesai, Hacc 1, (5,110-111).
Konu: Hac
1150-) Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz şöyle buyurdular: "Kim kendisini Beytullahi'1-haram'a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur. Zira, Cenab-ı Hakk şöyle buyurmuştur: "Oraya yol bulabilen insana, Allah için Kabe'yi haccetmesi gerekir" (Al-i İmran 97).
Kaynak: Tirmizi, Hacc 3, (812).
Konu: Hac
1151-) İbrzu Abbas (radıyallahu anhüma) hazretleri anlatıyor: "Akra' İbnu'1-Habis (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Hacc her sene midir, ömürde bir kere midir?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bir keredir, fazla yapan nafile olarak yapmış olur!" diye cevap verdi."
Kaynak: Ebu Davud, Hacc 1, (1721); Nesai, Hacc 1, (5,111); İbnu Mace, Menasik 2, (2886).
Konu: Hac
1152-) Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İslam'da hacc yapmamak (saruret) yoktur."
Kaynak: Ebu Davud, Hacc 3, (1729).
Konu: Hac
1153-) Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü rivayet etmiştir: "Hacc yapmak isteyen acele davransın."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 6, (1732).
Konu: Hac
1154-) Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'dan: "Umre vacib midir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Hayır! Ancak, umre yapmanız faziletli bir ameldir. "
Kaynak: Tirmizi, Hacc 88. (931).
Konu: Hac
1155-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'ın: "Umre vacibtir" dediği rivayet olunmuştur.
Kaynak: Tirmizi, Hacc 88, (931).
Konu: Hac
1156-) Yukarıdaki rivayetin bir benzeri İbnu Mes'ud'dan vapılmıştır. İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) hazretleri Şöyle kıraat ederdi: ve derdi ki: "Eğer günah olmasaydı -Resûlullah (aleyhissalatu vesselàm)'dan bu mevzuda hiç bir şey işitmemiş olmama rağmen- umre vaciptir derdim."
Kaynak: Rezin ilavesi.
Konu: Hac
1157-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) dedi ki: "Hacc ayları Şevval, Zülkade ve Zilhicce'den de on gündür."
Kaynak: Buhari, Hacc 33 (Tercüme yani bab başlığı olarak senetsiz kaydetmiştir.)
Konu: Hac
1158-) Hişam İbnu Urve (merhum) anlatıyor: "Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anhüma) Mekke'de dokuz yıl ikamet etti. Bu esnada Zilhicce'nin hilali ile yüksek sesle telbiyeye başladı. (Kardeşi) Urve de onunla aynı şeyi yapardı"
Kaynak: Muvatta, Hacc 50, (1, 339).
Konu: Hac
1159-) Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh) Mekkelilere şöyle hitab etti: "Ey Mekkeliler! Ne oluyor da uzak diyardan gelenler saçları dağınık vaziyette iken sizler yağlanıyorsunuz? (Zilhicce) hilalini görünce siz de telbiyede bulunun."
Kaynak: Muvatta, Hacc 49, (1, 339).
Konu: Hac
1160-) Ata'ya: "Mücavir (Mekke'de ikamet eden) hacc için ne zaman telbiyede bulunur?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) mütemetti olarak gelince, terviye günü, öğleyi kılıp, devesine bindi mi hacc için telbiyede bulunurdu."
Kaynak: Buhari, Hacc 82, (Tercüme yani bab başlığı olarak kaydedilmiştir. Senetsizdir.)
Konu: Hac
1161-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) şunu söylemiştir: "Hacc için, sadece hacc aylarında ihrama girmek sünnettendir."
Kaynak: Buhari, Hacc 33 (tercüme yani bab başlığı olarak kaydetmiştir).
Konu: Hac
1162-) İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Medineliler Zülhuleyfe'de, Şamlılar Cuhfe'de, Necidliler Karn'da ihrama girer, telbiyeye başlar."
Kaynak: Buhari, Hacc 8, 5, 10, İlm 52, İ'tisam 16; Müslim, Hacc 1347, (1182); Muvatta, Hacc 22, (1,330); Tirmizi, Hacc 17, (831); Ebu Davud, Menasik 9, (1737); Nesai, Hacc 17,18, 21, (5,122-125).
Konu: Hac
1163-) Bir rivayette İbnu Ömer der ki: "Bizzat işitmemekle beraber, bana söylendiğine göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurmuştur ki: "Yemenliler de Yelemlem'de ihrama girerler. "
Kaynak: Buhari, Hacc 8, İlm 52, İ'tisam 16; Müslim, Hacc 13-18 (1182).
Konu: Hac
1164-) Buhari'de gelen bir diğer rivayette belirtildiği üzere, bir zat (Abdullah İbnu Ömer'e) gelerek: "Umre için nerede ihrama girmem caiz olur?" diye sorunca: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) mikat yerleri olarak Necidliler için Karn'ı, Medineliler için Zülhuleyfe'yi, Şamlılar için Cuhfe'yi belirledi" demiş, başka bir mikat yeri zikretmemiştir."
Kaynak: Buhari, Hacc 3.
Konu: Hac
1165-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Medineliler için Zülhuleyfe'yi, Şamlılar için Cuhfe'yi, Necidliler için Karnu'l-Menazil'i Yemenliler için Yelemlem'i mikat yerleri olarak ta'yin etmiştir. Bu yerler, ora ahalileri ve oraya başka yerlerden hacc ve umre yapmak maksadıyla gelenler için mikat yerleridir. Bu söylenen mikat yerlerinin berisinde (yani mikatlarla Mekke arasında) bulunanlar için mikat, bulunduğu yerdir. Daha yakın yerde olanlar da böyledir. Nitekim Mekkeliler de Mekke'de ihrama girerler."
Kaynak: Buharı, Hacc 7, 9, 11, 12, Cezau's-Sayd 18; Müslim, Hacc 11, (2181); Ebu Davud, Menasik 9, (1737); Nesai, Hac 20, 23, (5,123-125).
Konu: Hac
1166-) Bir rivayette şöyle denmiştir: "Kim (mikatlerin) berisinde ise, (niyeti) başlattığı yerde ihram giyer, öyle ki, Mekkeliler Mekke'de (ihrama girerler).
Kaynak: Buhari, Hacc 7; Ebu Davud, Menasik 9, (1737).
Konu: Hac
1167-) Ebu z-Zübeyr anlatıyor: "Hz. Cabir (radıyallahu anh)'e ihrama girme yerinden sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bu hususta şöyle söylediğini işittim. "Medineliler'in ihrama girme yeri Zülhuleyfe'dir. Diğer yol Cuhfe'dir. IrakIılar 'ın ihrama girme yeri Zat-ı Irk'dır. Necidliler'in ihrama girme yeri Karnı'lMenazil'dir. Yemenliler'in ihrama girme yerleri Yelemlem'dir."
Kaynak: Müslim, Hacc 18, (1183).
Konu: Hac
1168-) İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Şu iki memleket (Basra ve Küfe) fethedildiği zaman Hz. Ömer (radıyallahu anh)'e halk gelip : "Ey mü'minlerin emiri! Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Necidliler için Karn'ı (mikat olarak) tesbit etti. Orası bizim yolumuza sapa düşer. (Buradan) Karn'e gitmeye kalksak, bize zor olur!" dediler. Hz. Ömer (radıyallahu anh) onlara: "Öyleyse onun kendi yolunuzdaki hizasına bakın" dedi ve onlar için Zat-ı Irk'ı tesbit etti."
Kaynak: Buhari, Hacc 13.
Konu: Hac
1169-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Iraklılar için Zat-ı Irk'ı mikat kıldı."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 9, (1739); Nesai, Hacc 22, (5,125).
Konu: Hac
1170-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Meşrikliler için Akik'i mikat kıldı."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 9, (1740); Tirmizi, Hacc 17, (832).
Konu: Hac
1171-) İmam Malik: "Bana ulaştığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ci'rane'de umre için ihrama girdi" demiştir.
Kaynak: Muvatta, Hacc 27, (1, 331); Ebu Davud, Hacc 81, (1996); Tirmizi, Hacc 96, (935); Nesai, Hacc 104, (5, 199)
Konu: Hac
1172-) Yine İmam Malikin, nazarında güvenilir (sika) bir kimseden rivayet ettiğine göre, İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) İliya'da hacc ihramı giymiştir."
Kaynak: Muvatta, Hacc 26, (1, 331).
Konu: Hac
1173-) Hz. Osman (radıyallahu anh)'ın: "Bir kimsenin Horasan veya Kirman'da ihrama girmesini mekruh addettiği" rivayet edilmiştir.
Kaynak: Buhari, Hacc 33, (Bab başlığında, senetsiz olarak kaydedilmiştir).
Konu: Hac
1174-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) muhrimin giyeceği şeylerden sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Muhrim ne kamis (gömlek), ne sarık, ne bürnus. ne şalvar ne de vers veya zaferan bulaşmış bir giysi taşımaz. Ayağında da mest (ve benzeri ayakkabı) yoktur. Ancak nalın bulamazsa, mestlerin topuktan aşağı kısmını kesmelidir. " Buhari'de şu ziyade var: "İhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez."
Kaynak: Buharı,Hacc 21, Cezau's-Sayd 13,15, İlm 53, Salat 9; Müslim, Hacc 1, (1177); Muvatta, Hacc 8, (1, 324-328); Tirmizi, Hacc 18, (833); Ebu Davud, Menasik 32, (1824, 1825,1826); Nesai, Hacc 28, (5,129).
Konu: Hac
1175-) Yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den rivayete göre demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kadınları ihrama girdikleri vakit eldiven kullanmaktan, yüzlerini örtmekten ve vers ve za'feran değmiş elbise giymekten yasakladı ve: "Buınlardan gayrı, hoşuna giden elbise çeşitlerinden safranla boyanmış veya ipekli veya zinet veya şa1var veya kamis veya mest giysin" dedi."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 32, (1827).
Konu: Hac
1176-) Hz. Aişe (radıyallahu anha)'den gelen bir rivayette: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihramlı iken mest giymede kadınlara ruhsat tanıdı" denmiştir.
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 33, (1831).
Konu: Hac
1177-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hazretleri buyurdular ki: "Kim izar bulamazsa şalvar giysin, kim de nalın bulamazsa mest giysin."
Kaynak: Buhari, Libas 14, 37, Hacc 132, Cezau's-Sayd 15, 16; Müslim, Hacc 4,(1178); Tirmizi, Hacc 19, (834); Ebu Davud, Hacc 32, (1829); Nesai, Hacc 32, (5,132).
Konu: Hac
1178-) Nafı'nin anlattığına göre, Eslem Mevla Ömer'in, İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'e şöyle söylediğini işitmiştir: "Ömer (radıyallahu anh), Hz. Talha (radıyallahu anh)'nın üzerinde, ihramlı iken boyalı bir giysi görmüştü. "(Ey Talha) bu boyalı giysi de ne?" diye sordu. (Talha cevaben): "Ey mü'minlerin emiri, bu kızıl toprakla boyanmıştır!" dedi. Ömer (radıyallahu anh): "Ey azizler, sizler halkın imamlarısınız, halk sizlere uymaktadır. Eğer cahil biri bu elbiseyi görse: "Talha İbnu Ubeydillah, ihramda boyalı elbise giymiş" diyecek. Ey azizler, bu boyalı elbiselerden hiçbirini giymeyin!" dedi"
Kaynak: Muvatta, Hac 10, (1, 326).
Konu: Hac
1179-) Urve anlatıyor: "Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma), ihramlı olduğnu halde, sarı renkli giysiler giyerdi. Ancak bunlarda za'feran olmazdı."
Kaynak: Muvatta, Hacc 11, (1, 326).
Konu: Hac
1180-) Ya'la: İbnu Umeyye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ciirrane'de iken, umre için ihrama girmiş bir adam geldi. Adamın sakal ve saçları sarıya boyanmış, sırtında da za'feran lekeleri bulunan bir cübbe vardı. "Ey Allah'ın Resûlü, dedi, şu gördüğün vaziyette, umre için ihrama girdim!" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Şu cübbeyi çıkar, sarı boyayı da yıka!" diye emretti." Bu metin, Sahiheyn'deki metindir. Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Umrede iken, hacda yaptığını yap. "
Kaynak: Buhari, Umre 10, Cezau's-Sayd 16, 17, Megazi 56, Fedailu'l,Kur'an 2; Müslim, Hacc 6, (1180); Muvatta, Hacc 18, (1, 328-329); Tirmizi,Hacc 20, (835, 836); Ebu Davud, Menasik 31, (1819-1822);Nesai, Hacc 43, (5,142-143).
Konu: Hac
1181-) Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: "Bana, el-Ferafısa İbnu Umeyr el-Hanefi haber verdi ki, O, Hz.Osman (radıyallahu anh)'ı, ihramlı iken yüzünü örter görmüş."
Kaynak: Muvatta, Hacc 13, (1, 327).
Konu: Hac
1182-) Nafi' anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Başın çeneden yukarısını ihramlı kimse örtemez."
Kaynak: Muvatta, Hacc 13, (1, 327).
Konu: Hac
1183-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Biz (kadınlar) ihramlı olarak Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'la beraber iken, binekliler bize uğrardı. Onlar tam hizamıza gelince, herbirimiz cilbabını başından yüzünün üzerine sarkıtıverirdi. Bizi geçtiler mi tekrar kaldırırdık."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 34, (1833).
Konu: Hac
1184-) Fatıma Bintu'l-Münzir anlatıyor: "Biz, bir kısım kadınlar ihramlı iken, yanımızda Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma) olduğu halde, yüzlerimizi sıkıca örtüyorduk"
Kaynak: Muvatta, Hacc 16, (1, 328).
Konu: Hac
1185-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a, ihrama gir(ece)ği zaman (ihramı için), keza ihramdan çıktığı zaman da Kabe'yi tavaftan önce hıll'i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle sürdüm."
Kaynak: Buhari, Hacc 18, 143, Libas 73, 89, 91; Müslim, Hacc 31, 33, (1189); Muvatta, Hacc 17, (1, 328); Tirmizi, Hacc 77, (917); Ebu Davud, Menasik 11, (1745,1746); Nesai, Hacc, 41, (5,136-141).
Konu: Hac
1186-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vessalam)'a, ihrama gir(ece)ği zaman (ihram için), keza ihramdan çıktığı zaman da Kabe'yi tavaftan önce hıll'i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle sürdüm." Bir rivayette şu ibare de var: "..Veda haccında zerire denilen koku ile. . ." Bir başka rivayette : ". . ihrama girmezden önce, sonra ihrama girerdi. " Bir diğer rivayette: "..bulabildiğim kokunun en iyisi ile başında ve sakalında koku maddesinin parıltısını görünceye kadar (sürerdim). " Bir diğer rivayette: "...Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihramlı iken (sürülen) koku maddesinin saç ayırımlarındaki parlaklığına (şu anda) bakıyor gibiyim. " Bir rivayette şu ziyade var: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) zeytinyağıyla yağlanırdı. Bunu İbrahim (Nehai)'ye zikretmiştim, bana: "Pekala, şu rivayeti ne yapacaksın: "Esved, Hz. Aişe (radıyallahu anha)' den onun şöyle söylediğini rivayet etti: "...(Sürülen koku maddesinin saç ayrımlarındaki parlaklığına bakıyor gibiyim." Bir rivayette de şu ziyade var: "..Bu, ihram(a girmezden önce süründüğü) koku idi. "
Kaynak: Buhari, Hacc 18. 143, Libas 73, 89, 91; Müslim, Hacc 31, 33, (1189); Muvvata, Hacc 17, (1, 328); Tirmizi, Hacc 77, (917);Ebu Davud, Menasik 11, (1745, 1746); Nesai, Hacc, 41,(15, 136-141)
Konu: Hac
1187-) Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Önce koku sürünüp sonra ihrama giren kimse hakkında soruldu. Şu cevabı verdi: "Ben (tib sürünerek) ihrama girip koku neşretmeyi sevmem. Katrana bulanmam bunu yapmaktan daha iyidir." Hz. Aişe (radıyallahu anha)'ye, İbnu Ömer'in, bu sözü haber verilince: "Ben, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a ihrama (gireceği) sırada tib sürdüm. Bu halde hanımlarına uğradı. Sonra da ihrama girdi, koku neşrediyordu" dedi.
Kaynak: Buhari, Gusl 14; Müslim, Hacc 47, (1192); Nesai, Hacc 42, (5, 139), Gusl 13, (1, 203).
Konu: Hac
1188-) Nesai'nin kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), ihrama girmeyi arzu ettiği zaman bulabildiği en güzel yağla yağlanırdı. Öyle ki, yağın parlaklığını başında ve sakalında görürdüm." (Ravi Hz. Aişe'dir).
Kaynak: Nesai, Hacc 42, (5,139-140).
Konu: Hac
1189-) Yine Nesai'nin bir başka rivayetinde, Hz. Aişe (radıyallahu anha) şöyle buyurmuştur: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a ihrama gireceği zaman ihramı için, şeytan taşlamasını yaptıktan sonra ve Beytullah'a yapacağı tavaf (-ı ziyaret)ten önce ihramdan çıkınca da hıll'i (ihramsız hali) için tibini sürdüm."
Kaynak: Nesai, Hacc 41, (5, 137).
Konu: Hac
1190-) Bir diğer rivayette şöyle denir: "Resûlullah'ın tib'i (sürdüğü koku) sizin şu tibinize benzemez." Yani (sizin kullandığınız tib), uzun müddet koku neşretmeye devam etmez, demektir.
Kaynak: Nesai, Hacc 41, (5, 137).
Konu: Hac
1191-) Hz.Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile (hacc ve umre için ihrama girip) Mekke'ye giderdik. İhram sırasında alınlarımıza sükk denen bir tib sürerdik. Birimiz terleyecek olsa, yüzüne akardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunu gördüğü halde (bize) onu(n sürülmesini) yasaklamazdı."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 32, (1830).
Konu: Hac
1192-) Salt İbnu Zübeyd (rahimehullah), ailesinin bazı fertlerinden naklen şunu rivayet etmiştir: "Hz. Ömer (radıyallahu anh) Şecere nam mevkide iken, bir tib kokusu hissetti. "Bu koku kimden geliyor?" diye sordu: Kesir İbnu's-Salt: "Bendendir, (saçımın dağılmaması için) süründüm ve tıraş olmamaya karar verdim" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Su birikintilerinden birine git, başını koku gidinceye kadar ovuştur!" diye emretti. Kesir İbnu's-Salt öyle yaptı."
Kaynak: Muvatta, Hacc 20, (1, 329).
Konu: Hac
1193-) Muvatta'nın bir diğer rivayeti, Eslem Mevla Ömer'den: "Ömer (radıyallahu anh), bir tib kokusu hissetmişti. "Bu koku kimden?" diye sordu. Muaviye İbnu Ebi Süfyan (radıyallahu anh): "Ey mü'minlerin emiri! Bendendir!"diye cevap verdi. (Hz. Ömer kızgın bir eda ile): "Allah Allah! Senden mi?" diye çıkıştı. Hz. Muaviye: "Bana Ümmü Habibe sürdü, ey mü'minlerin emiri!" (diye özür) beyan etti. Hz. Ömer: "Allah aşkına geri dön ve şu sürdüğün şeyi yıka!" diye emretti."
Kaynak: Muvatta, Hacc 19.
Konu: Hac
1194-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den anlatıldığına göre: "İhramlı iken Cuhfe'de ölmüş olan oğlu Vakid'i kefenlemiş, bu arada başını ve yüzünü örttükten sonra şöyle demiştir: "Eğer ihramlı olmasaydık, cenazeye tib de sürerdik."
Kaynak: Muvatta, Hacc 14, (1, 327).
Konu: Hac
1195-) Nafi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) ihram giyerek Mekke'ye müteveccihen yola çıktığı zaman, güzel kokusu olmayan bir yağ ile yağlanırdı. Sonra Zülhuleyfe mecsidine gelir, orada (ihram için iki rek'at) namaz kılar, sonra hayvanına binerdi. Devesi (ayağa kalkıp) onu doğrultunca telbiyeye başlar ve şöyle derdi: "Ben Resûlullah'ın böyle yaptığını gördüm."
Kaynak: Buhari, Hacc 28; Muvatta, Hacc 32, (1, 333).
Konu: Hac
1196-) Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle denir: "(İbnu Ömer) reyhanlanmamış bir yağla yağlanırdı." Yani kokulandırılmamış.
Kaynak: Tirmizi, Hacc 114, (962); İbnu Mace, Menasik 88, (3083).
Konu: Hac
1197-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "İhramlı reyhan koklayabilir, aynaya bakabilir. Yediği zeytinyağı ve tereyağı ile tedavi olabilir."
Kaynak: Buhari, Hacc 18, (Bab başlığında, senetsiz olarak kaydetmiştir).
Konu: Hac
1198-) Abdullah İbnu Huneyn anlatıyor: "İbnu Abbas ile Misver İbnu Mahreme (radıyallahu anhüma) Ebva'da ihtilaf ettiler. İbnu Abbas: "Muhrim başını yıkar" dedi. Misver ise: "Hayır, yıkayamaz!" dedi. İbnu Abbas, beni Ebu Eyyüb el-Ensari (radıyallahu anh)'ye gönderdi. Ben onu iki direk arasına gerilmiş bir perde gerisinde yıkanıyor buldum. Kendisine selam verdim. "Kim o?" dedi. "Abdullah İbnu Huneyn'im. Beni, size İbnu Abbas gönderdi. Sizden, ihramlı iken Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın başını nasıl yıkadığını soruyor" dedim. Bunun üzerine Ebu Eyyüb (radıyallahu anh) elini perde (ipinin) üzerine koyup aşağı doğru bastı ve başı göründü. Üzerine su döken birisine: "Dök!" dedi. O da döktü. Ebu Eyyub (radıyallahu anh) başını elleriyle ileri geri ovalayıp: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı böyle yapar gördüm" dedi." Muvatta dışındaki rivayetlerde şu ziyade mevcuttur: "Misver, İbnu Abbas'a şunu söyledi: "Seninle bir daha münakaşa etmiyeceğim (ne dersen kabülüm)."
Kaynak: Buhari, Cezais-Sayd 14; Müslim, Hacc 91, (1205); Muvatta, Hacc 4, (1, 323); Ebu Davud, Menaeik 38, (1840); Nesai, Hacc 27, (5,128-129); İbnu Mace, Menaaik 22, (2934).
Konu: Hac
1199-) Harice İbnu Zeyd, babası Zeyd (radıyallahu anh)'den naklediyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihrama girmek çin soyundu ve yıkandı."
Kaynak: Tirmizi, Hacc 16, (830).
Konu: Hac
1200-) Nafi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) ihrama girmezden önce ihram için, Mekke'ye girmek için, Arafat'ta vakfe için yıkanırdı." Bir rivayette şu ziyade vardır: "İhrama girdi mi, başını sadece ihtilam olduğu zaman yıkardı."
Kaynak: Muvatta, Hacc 3, (1, 322); Buhari, Hacc 38.
Konu: Hac
1201-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yıkandığı su ile saçlarını (dağılmayacak şekilde) tarayıp nizama soktu."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 12,(1747, 1748) Nesai, Hacc 40, (5, 136); Buhari, Hacc 19; Müslim 21, (1184); İbnu Mace, Menasik 72, (3047).
Konu: Hac
1202-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "İhramlı kimse hamama girer."
Kaynak: Buhari, Cezau's-Sayd 14 (Tercüme bab başlığı olarak, senedsiz şekilde) kaydedilmiştir.].
Konu: Hac
1203-) Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihramlı iken hacamat oldu (kan aldırdı)." Buhari merhumun bir diğer rivayetinde: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)) oruçlu iken hacamat oldu" denir. Yine Buhari'nin bir diğer rivayetinde: "(Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)) ihramlı iken çektiği ağrı sebebiyle başından hacamat oldu" denir. Bir diğer rivayette: "Şakika denen (başının ön kısmındaki) bir ağrı sebebiye, Lahyu Cemel adında Mekke yolu üzerindeki bir su başında, başının ortasından hacamat oldu" denir.
Kaynak: Buhari, Cezau's-Sayd 11, Tıbb 12,15; Müslim, Hacc 88., (1203); Ebu Davud, Menasik 36, (1835-1836); Tirmizi, Hacc 22, (839); Nesai, Hacc 92, (5, 193); İbnu Mace, Menasik 87, (3081).) Bu metin Sahiheyn'in metnidir.
Konu: Hac
1204-) Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihramlı iken ayağının sırtından çektiği bir ağrı sebebiyle hacamat oldu." Nesai'nin rivayetinde "..Maruz kaldığı incinme sebebiyle (ayağının sırtından hacamat oldu)" denmiştir.
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 36, (1837); Nesai, Hacc 94, (5,194).
Konu: Hac
1205-) Nafi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) dedi ki: "İhramlı kimse kaçınılmaz bir sebepten dolayı mecbur kalmadıkça hacamat olamaz."
Kaynak: Muvatta, Hacc 75, (1, 350).
Konu: Hac
1206-) Nübeyh İbnu vehb (rahimehullah) anlatıyor: "Ömer İbnu Ubeydillah İbni Ma'mer, ihramlı iken gözünden hastalandı. Bunun üzerine gözlerine sürme çekmek istedi. Ancak Eban İbnu Osman onu bundan men etti ve gözlerine sabır basmasını tavsiye etti. İlaveten: Hz. Osman (radıyallahu anh)'ın Resûlullah'ın böyle yaptığını rivayet ettiğini söyledi." Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade var: "Eban hacc emiri idi."
Kaynak: Müslim, Hacc 89, (1204); Ebu Davud, Menasik 37, (1838); Tirmizi, Hacc 106, (952); Nesai, Hacc 45, (5,143).
Konu: Hac
1207-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den rivayet edilmiştir ki, ihramlı iken, gözüne gelen bir rahatsızlık sebebiyle aynaya bakmıştır.
Kaynak: Muvatta, Hacc 93, (1, 358.)
Konu: Hac
1208-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Meymune validemizle (radıyallahu anha) ihramlı iken tezevvüc buyurdular." Buhari'nin bir rivayetinde şu ziyade var: "Umretü'l-kaza sırasında ihramsız olarak Meymüne ile gerdek yaptı. Meymüne Serefte vefat etti." Ebu Davud der ki: İbnu Müseyyeb demiştir ki: "ihramlı iken Resûlullah'ın Meymüne ile evlenmesi meselesinde İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) vehme düşmüştür." Nesai'ye ait bir başka rivayette: "İhramlı iken Resilullah (aleyhissalatu vesselam) evlendi" denir. Meymüne ile evlendiği zikredilmez.
Kaynak: Buhari, Cezau's-Sayd 12, Meğazi 43, Nikah 30; Müslim, Nikah 46, (1410); Ebu Davud, Menasik 39, (1844,1845); Tirmizi, Hacc 24, (842); Nesai, Hacc 90, (1,191,192).
Konu: Hac
1209-) Ebu Rafi' (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ihramsız iken Meymüne (radıyallahu anha) ile evlendi. İhramsız olduğu halde onunla gerdek yaptı. İkisinin evlenmesinde aralarında ben elçilik yapmıştım."
Kaynak: Tirmizi, Hacc 23, (841).
Konu: Hac
1210-) Meymüne (radıyallahu anha) anlatıyor: "Her ikimiz de Serefte ihramsız iken, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) benimle evlendi." Müslim'de şöyle denmiştir: "Kendisi ihramsız olduğu halde O'nunla (Meymüne) evlendi, Ravi -ki Yezid İbnu'l-Esamm'dır- der ki: "Meymüne hem benim teyzemdi, hem de İbnu Abbas'ın teyzesi idi." Tirmizi'de şu ziyade vardır: "Meymüne (radıyallahu anha) ile gerdek yaptığında ihramsız idi. Meymüne Serefte öldü. Onu, Resûlullah'ın kendisiyle gerdek yaptığı çadırda defnettik.
Kaynak: Müslim, Nikah 48, (1411); Ebu Davud, Menasik 39, (1843); Tirmizi, Hacc 24, (845).Bu metin Ebu Davud'dakidir.
Konu: Hac
1211-) Süleyman İbnu Yesar anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), azadlısı Ebu Rafı'yi Ensar'dan bir başkasıyla birlikte (Meymüne'ye) gönderdi. Onlar, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı Meymüne bintu'l-Haris (radıyallahu anha) ile evlendirdiler. (O vakit) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) henüz Medine'de idi (ve umretu'1-kaza için yola) çıkmamıştı."
Kaynak: Muvatta, Hacc 69, (1, 348).
Konu: Hac
1212-) Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İhramlı ne evlenir, ne evlendirir, ne de dünür gönderir."
Kaynak: Müslim, Nikah 41, (1409); Muvatta, Hacc 70, (1, 348, 349); Ebu Davud, Menasik 37, (1841); Tirmizi, Hacc 23, (840); Nesai, Hacc 91, (5,192).
Konu: Hac
1213-) Nafi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) şöyle hükmetmiştir: "İhramlı evlenmez, evlendirmez, ne kendisi için kız ister, ne de başkası için."
Kaynak: Muvatta, Hacc 72, (1, 349).
Konu: Hac
1214-) Ebu Gatafan el-Mürri'nin anlattığına göre, babası Tarif, ihramlı iken bir kadınla evlenmiş ise de Hz. Ömer (radıyallahu anh) bu nikahı reddetmiştir.
Kaynak: Muvatta, Hacc 71, (1, 349).
Konu: Hac
1215-) Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hudeybiye Sulhu yapıldığı sene, bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabından bir grupla birlikte, Mekke yolu üzerinde bir yerde oturuyordum. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bizden ileride (konaklamış) idi. Ben hariç herkes ihramlıydı. Halk vahşi bir eşek gördü, ben o sırada meşguldüm, ayakkabımı tamir ediyordum. Gördüklerinden beni haberdar etmediler, onu kendiliğimden görmüş olmamı istiyorlardı. Bir ara aralarında bir gülüşme oldu. Birden etrafıma bakındım (ve bu esnada) hayvanı gördüm. Hemen (Cerade adındaki) atıma gidip eğerledim ve bindim. (Acelemden) kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. "Kamçı ve mızrağımı bana verin!" diye seslendim. "Hayır, dediler, vallahi bu işte sana yardımcı olmak istemeyiz." Öfkelendim. İnip onları aldım. Tekrar binip, eşeğe doğru hızla gittim, (yetişip) avladım. Beraberimde getirdim, ölmüştü. Arkadaşlarım etinden yediler. Ancak sonradan ihramlı iken yeyip yememe hususunda şekke düşüp (yediklerine pişman oldular). Yürüdük, ben bir parça ayırdım. Resûlullah'a kavuşunca, bu meseleyi sorduk. "Beraberinizde birşeyler kaldı mı?" dedi. Ben: "Evet!" diyerek parçayı uzattım, ihramlı olduğu halde, ondan yedi. Ve: "Bu bir taamdır. Onunla Allah size ikramda bulunmuştur!"dedi." Bunlarda gelen bir ziyade şöyledir: "(Resûlullah:) "O helaldir, yiyin (dedi)." Bir diğer rivayette: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onlara şunu söyledi: "Sizden biri (hayvanı yakalamak üzere) saldırmasını emretmedi veya ona hayvanı göstermedi mi?" Onlar: "Hayır!" diye cevap verince, (Resûlullah:) "Öyleyse yiyin!" buyurdu." Bir diğer rivayette: "(Resûlullah): İşaret ettiniz veya yardım ettiniz veya saldırmasını sağladınız mı?" (diye sordu)."
Kaynak: Buhari, Cezau s-Sayd 2; Müslim, Hacc 56, (1196); Muvatta, Hacc 76, (1, 350); Tirmizi, Hacc 25, (847); Ebu Davud, Menasik 41, (1852); Nesai, Hacc 78, (5,182); İbnu Mace, Menasik 93, (3093).
Konu: Hac
1216-) Sa'b İbnu Cessame (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, kendisi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a, Ebva veya Vehdan'da (canlı) bir yaban eşeği hediye etmiştir. Ancak Resûlullah bunu kendisine iade etmiş, Sa'b'ın üzüldüğünü yüzünden anlayınca: "Bunu sana iade edişimizin sebebi ihramlı oluşumuzdur" demiştir.
Kaynak: Buhari, Cezau's-Sayd 6, Hibe 5,17; Müslim, Hacc 50, (1193), Muvatta, Hacc 83, (1, 353); Tirmizi, Hacc 26, (849); Nesai, Hacc 79, (5,183-185); İbnu Mace, Menasik 92, (3090).
Konu: Hac
1217-) Nesai'nin kaydettiği diğer bir rivayette İbnu Abbas (radıyallahu anh) şöyle anlatmıştır: "Sa'b İbnu Cessame (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a, ihramlı iken, Kudeyd'de ucundan kan damlayan bir vahşi eşek budu hediye etti. Resûlullah, bu hediyeyi Sa'b'a iade etti (kabul etmedi)."
Kaynak: Nesai, Hacc 79, (5,183-185).
Konu: Hac
1218-) Hz.Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Siz ihramlı iken, bizzat avlamamış iseniz veya (sizin arzunuzla) sizin için avlanmamış ise kara av hayvanları(nın eti) size helaldir."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 41, (1851); Tirmizi, Hacc 25, (846); Nesai, Hacc 81, (5,187).
Konu: Hac
1219-) Abdurrahman İbnu Osman anlatıyor: "Biz ihramlı iken Talha ile beraberdik. Bize bir kuş hediye edildi. Bu sırada Talha yatıyordu. Kuş etinden bazılarımız yedi, bazılarımız çekinip yemedi. Talha uyanınca yiyenleri.te'yid etti ve: "Biz Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'la birlikte onu yedik" dedi."
Kaynak: Müslim, Hacc 65, (1197); Nesai, Hacc 78, (5,182).
Konu: Hac
1220-) Abdullah İbnu Amir İbni Rebia anlatıyor: "Hz. Osman (radıyallahu anh)'a Arc'ta iken bir av eti getirildi. Arkadaşlarına: "Yiyiniz!" dedi. Onlar: "Sen yemiyor musun?" diye sordular. "Ben, dedi, sizin durumunuzda değilim, bu hayvan benim için avlandı."
Kaynak: Muvatta, Hacc 84, (1, 354).
Konu: Hac
1221-) Urve merhum anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anha)'ye: "Bir av hayvanı benim için avlanmamışsa bu bana helal mi, haram mı?" diye sormuştum, şu cevabı verdi: "Ey kızkardeşimin oğlu, o (ihram müddeti) on gündür. İçinde bir seğrime (rahatsızlık, şüphe) hissedersen bırakıver (yeme)."
Kaynak: Muvatta, Hacc 85, (1, 354).
Konu: Hac
1222-) el-Behzi (radıyallahu anh) -ki ismi Zeyd İbnu Ka'b'dır- anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Mekke'ye gitmek düşüncesiyle ihramlı olarak (Medine'den) çıktı. Ravha nam mevkiye varınca orada kesilmiş bir vahşi eşekle karşılaştılar. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bundan bahsedildi: "Bırakın onu, dedi, sahibi hemen gelebilir!" Derken hayvanın sahibi Behzi geldi ve Resûlullah (aleyhissalatu vesselam),ı bularak: "Ey Allah'ın Resûlü, bu eşeği (size bıraktım) dilediğiniz gibi tasarruf edin!" dedi. Resûlullah derhal Hz. Ebu Bekir'e emrederek, yol arkadaşları arasında taksim etmesini" söyledi. Sonra yola devam edip İsaye nam yere geldi. Burası Ruveyse ile Arc arasında bir yer idi. Sıcak bir gölgede kıvrılıp uyumakta olan bir ceylan vardı. -Ravi der ki- "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir şahsa, herkes geçinceye kadar orada bekleyip kimseye hayvanı rahatsız ettirmemesini emretti."
Kaynak: Muvatta, Hacc 79,1, (351); Nesai, Hacc 78, (5,182,183), Sayd 32, (7, 205).
Konu: Hac
1223-) Urve (rahimehullah) anlatıyor: "Zübeyr (radıyallahu anh) ihramlı olduğu halde (yemek üzere yanına) güneşte kurutulmuş ceylan eti dizisini azık olarak alıyordu."
Kaynak: Muvatta, Hacc 77, (1, 350).
Konu: Hac
1224-) Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz, hacc veya umre için Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte yola çıkmıştık. Yo1 esnasında bir çekirge sürüsüne rastladık. Kamçı ve yaylarımızla vurmaya başladık. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bunu yeyin, zira o deniz avından (sayılır)" dedi."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 42, (1853); Tirmizi, Hacc 27, (850).
Konu: Hac
1225-) Ka'bu'l-Ahbar demiştir ki: "Çekirge deniz avı(ndan sayılmış)dır."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 42, (1853); Muvatta, Hacc 82,(1,352).
Konu: Hac
1226-) Muvatta'da şu ziyade var: Hz. Ömer (radıyallahu anh) Ka'b'a sordu: "Nereden biliyorsun (ki çekirge deniz avıdır)?" Ka'b şu cevabı verdi: "Ey mü'minlerin emiri, nefsimi yed-i kudretinde tutan Zat-ı Zülcela1'e yemin ederim, bu (bir nevi) balık hapşırmasıdır, her yıl iki sefer hapşırır."
Kaynak: Muvatta, Hacc 82, (1, 352).
Konu: Hac
1227-) Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Esma Bintu Umeys, Muhammed İbnu Ebi Bekir'in doğumu sebebiyle Şecere nam nevkide nifas olmuştu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Hz.Ebu Bekir (radı-yallahu anh)'i görüp, kadına yıkanıp ihrama girmesini emretmesini söyledi."
Kaynak: Müslim, Hacc 109, (1209); Ebu Davud, Menasik 35, (1834); İbnu Mace, Menasik 12, (2911).
Konu: Hac
1228-) Esma Bintu Ümeys (radıyallahu anha) Muhammed'i Beyda'da doğurduğunu söylemiş, önceki hadisteki durumu aynen zikretmiştir." Muvatta'nın bir başka rivayetinde şöyle denir: "(Esma..) Zülhuleyfe'de Muhammed'i doğurdu). Ebu Bekir (radıyallahu anh) ona yıkanmasını sonra da ihrama girmesini emretti." Nesai, bir başka rivayette şu ziyadeyi ilave eder: "...sonra hacc için ihrama girmesini, Ka'be'yi tavaf hariç, herkesin yaptıklarını aynen yapmasını (emretti)." Yine Nesai'nin bir başka rivayetinde (Esma) şöyle demiştir: "Resûlullah'a (birisini) göndererek: "Ne yapayım?" diye sordurdum. Bana: "Yıkan, (kan gelen kısma) sargı bağla, sonra da ihrama gir" haberini gönderdi."
Kaynak: Muvatta, Hacc 1, (1, 322); Nesai, Hacc 26,(5,127.)
Konu: Hac
1229-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'den yapılan bir rivayete göre, hacc veya umre için ihrama giren hayızlı kadın hakkında, "Kadın dilerse umre veya haccı için ihrama girer, ancak Beytullah'ı tavaf edemez, Safa ile Merve arasındaki sa'yi de yapamaz. Bunlar dışındaki bütün menasike insanlarla birlikte katılır. Temizleninceye kadar mescide yakın olmaz."
Kaynak: Muvvata, Hacc 45.
Konu: Hac
1230-) İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Nifaslı ve hayızlı kadınlar mikata gelince gûslederek ihrama girerler ve Beytullah'a olan tavaf hariç bütün menasiki ifa ederler."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 10, (1744); Tirmizi,Hacc 100, (945).
Konu: Hac
1231-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Beş hayvan vardır, bunların öldürülmesi ihramlıya günah değildir: Karga, çaylak, akrep, fare, kelb-i akûr." Bir rivayette şöyle denmiştir: "Bunları, Harem'de ve ihramda iken öldürene günah yoktur." Ebu Davud ve Tirmizi'nin, Ebu Saidi'l-Hudri'den kaydettikleri bir rivayette: "Adi yırtıcılar" da denmiştir. Bundan maksad insana saldırıp yaralayandır.
Kaynak: Buhari, Cezau's-Sayd 7; Müslim, Hacc 72, (1199); Muvatta, Hacc 88,(1, 356); Ebu Davud, Menasik40, (1846); Nesai, Hacc 82, 83, 84, 86, 87, 88, (5,187-190).
Konu: Hac
1232-) Alkame İbnu Ebi Alkame, annesinden rivayet etmiştir ki: "Annesi, Hz. Aişe (radıyallahu anha)'yi ihramlı iken bedenini kaşıyan kimse hakkında soru sorulunca dinlemiştir. Hz. Aişe şu cevabı verir: "Evet, kaşınsın ve şiddetle kaşısın." Sonra Hz. Aişe ilave eder: "Ellerimi bağlasalar, (kaşınmak için ayaklarımdan başka bir imkanım olmasa) ayaklarımla kaşınırım."
Kaynak: Muvatta, Hacc 93, (1, 358).
Konu: Hac
1233-) Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Hacc yapmak üzere Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte çıktık. Arc nam mevkiye kadar geldik. Orada Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe (radıyallahu anha) Resûllullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir'in yanına oturdum. Resûlullah'ın binek devesi ile, Hz.Ebu Bekir'in binek develeri tekdi ve o da Ebu Bekir'e ait bir köle ile birlikte (yolda) idi. Ebu Bekir (radıyallahu anh) oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz.Ebu Bekir (radıyallahu anh): "- Deven nerde?" diye sordu. Köle: "- Sabahleyin onu kaybettim!" dedi. Ebu Bekir (radıyallahu anh): "- Tek bir deveyi kayıp mı ettin!" deyip köleye vurmaya başladı. Resûlullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu: " Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor!"(İbnu Ebi Rizme der ki: Resûlullah: "Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?" deyip gülüyor, (başka bir Şey söylemiyordu)."
Kaynak: Ebu Davud, Menasik 30, (1818); İbnu Mace, Menasik 21, (2933).
Konu: Hac
1234-) Rebia İbnu Abdillah: "Hz. Ömer (radıyallahu anh)'i ihramlı iken (Mekke ile Medine arasındaki Sükya köyünde) devesinin kurtlarını alıp toprağa atarken gördüm."
Kaynak: Muvatta, Hac 92, (1, 357).
Konu: Hac
1235-) Nafi' anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma), ihramlının, devesinden pire veya güve gibi haşereleri temizlemesini mekruh addederdi."
Kaynak: Muvatta, Hacc 95, (1, 358)
Konu: Hac
1236-) İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) şunu söyledi: "Sizin Beyda'nız, hakkında Resûlullah'a iftira ettiğiniz şurasıdır. Ama, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sadece mescidin -yani Zülhuleyfe mescidininyanında ihrama girip telbiye getirdi." Bir rivayette şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Şecere nam mevkide devesine bindiği zaman telbiye getirdi." Nesai'nin diğer bir rivayetinde denir ki: "İbnu Ömer'e: "Seni deven kaldırdığı zaman telbiye çeker gördüm" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Çünkü Resûlullah böyle yapmıştı."
Kaynak: Buhari, Hacc 20; Müslim, Hacc 23, (1186); Muvatta, Hacc 30, (1, 332); Tirmizi, Hacc 8,(818); Ebu Davud, Hacc 21, (1771); Nesai, Hacc 56, (5,162-164); İbnu Mace, Menasik 14, (2916).
Konu: Hac